Loading

Girişimin En Önemli 3 İlkesi

Çok başarılı olabilir diye düşünülen fikirler çok kötü projelere dönüşebilir veya tam tersi de olabilir. Bu nedenle öncelikle girişim kavramının temeline odaklanmak ve 3 temel ilkeyi öğrenmek gereklidir.

Aslında, girişimcilik ekonomik büyümeyi ve gelişimini sağlayan en temel dinamiklerden biridir. Bunun nedeni, pek çok dinamiğin yanında başarılı girişimlerin de olmasıdır. Ancak madalyonun bir diğer yüzü de unutulmamalıdır. Kar elde edemeyen, verimsiz veya daha da kötüsü, yıkıcı girişimciler... Onların etkileri ekonomi üzerinde derin hasarlara yol açmaktadır.

Öncelikle bilinmelidir ki bir çok girişimci sadece para için girişimci olmaz; Aksine çalışma standartlarını değiştirmek ve kendi işinin patronu olmak duygusu ile hareket etmekte, başka biri için çalışmak istememektedir. Bunun yerine insanlığa bir şeyler katmak belki de en büyük hayalleri olur. Zira önlerinde pek çok başarılı örnek ve hayat hikayesi bulunmakta. Oysa ki bu başarılı örneklerin yanında batan veya asla gerçekleşemeyen hikayeler de var.

Başarısızlıkların temel nedeni, odak noktasının üretkenlik değil, kişisel hedefler ile ilgili olması. Üretkenliği değil, kendi vizyonunu ve kişisel hedeflerini rota olarak alan girişimcilerin büyük çoğunluğu bu yolu tamamlayamamakta ve zararları sadece kendilerine değil, ekonomiye de yansımakta. Oysa girişimcilik doğrudan doğruya üretkenlik ile ilgilidir. Üretkenlik ise 3 temele dayanır:

1) "Değer" Katmak

muster

İşinize başlamak ve hedefler belirlemek aslında kişisel bir vizyondur. Ancak işin etkisi ve başarısı tamamen "kişisel" değildir. Hatta bu tamamen sizin sağladığınız ürün veya hizmet veya yaratmaya çalıştığınız fırsatlarla ilgili de değildir. Yarattığınız değerle ilgilidir. Ve sunduklarınızın değeri, sunduğunuz kişiler tarafından belirlenir.

Basitçe söylemek gerekirse siz müşterilerinizin merhametine, sizi ve sizin sunduklarınızı nasıl gördüğüne bağlısınız. Kendi içinizde veya firmanızın içinde çok iyi bir iş çıkardığınızı düşünebilirsiniz. Ortaklarınız veya ekibiniz harika işler çıkardığına, kendilerini aştığına inanıyor olabilir. Ancak bunun hiç bir önemi yoktur. Siz istediğiniz kadar kendi içinizde, kendinize ve sunduklarınıza güvenin, inanın. Bu sunduklarınızı sizin dışınızdaki insanların beğenisi ve takdiri değerini belirleyecektir. Bu nedenle kendi hedefleriniz sizin kişisel tercihleriniz değil, diğer insanların neyi tercih edeceği üzerine yoğunlaşmalıdır. 

2) Geliştirme Yapmak

girisimci

“İnsanlara ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı atlar derlerdi”. Bu yaygın ifade Steve Jobs tarafından geliştirilerek esas anlamını kazandı: "İnsanlar çoğu zaman istedikleri şeyin ne olduğunu, sen onlara bir şeyler gösterene kadar bilmezler. Bunun nedeni insanların bunun üzerinde düşünmüyor olmasıdır." Zaten düşünmelerine de gerek yoktur. Bunun üzerinde düşünmek zaten üretkenlik, üretkenlik ise girişimciliği getirecektir. Yani girişimcinin temel hedefi toplumdan daha farklı bir noktaya ve vizyona giderek, etrafındaki insanların o anda neye ihtiyacı olduğunu henüz farkında olmadığı ve o insanları tatmin edebilecek, o ürünü yakalayabilmektir.

Özellikle de insanların almak isteyebilecekleri, ilgi duyabilecekleri değeri oluşturan meta, o insanları tatmin edişiyle ölçülebilir. Bir girişimci olarak göreviniz, bu henüz tatmin edilmemiş isteklerin ne olduğunu belirlemek ve insanları ürünlerinizle tatmin etmeye yardımcı olmaktır. Instagram'ın insanların beğenilme duygusunu tatmin etmesi gibi. İyi marka bir arabanın insanların konfor duygusunu tatmin etmesi gibi. Veya Facebook'un insanların başkalarıyla fikirlerini paylaşma ve hayatını gösterme isteğini tatmin etmesi gibi. Kısaca, "değer"in tanımı bu tatmin olgusunun üzerinden geçer. Bunu ya yeni bir şey sunarak ya da yeni bir şekilde eski bir şeyi sunarak yapabilirsiniz. Instagram'dan da önce insanlar Facebook'da fotoğraf paylaşıyorlardı. Ancak Instagram bu eski alışkanlığa yeni bir boyut kazandırmıştır.

3) Her Şey Rekabet Değil

sirket

Başarılı girişimciler için, göreceli rakiplerin konumlandırılması ikincil bir endişe olmalıdır. İlk düşünülmesi gereken, belirli bir müşteri segmentine, zaten başkaları tarafından sunulan olsun veya olmasın, bu müşterilerin şartlarına göre, en yüksek değere sahip olmaktır. Müşterilerin gözünde, işiniz daha yüksek bir değer sunarsa (rakiplerinizin işlerinden daha fazla), rakiplerin ne yaptığı çok az öneme sahiptir.

Hatta çoğu zaman rakiplerinizin olduğu bir iş alanı çok daha iyi ilerleyebileceğiniz daha güvenli denizler sunabilir. Zira rakipleriniz bir "değer" yaratmış ve o "değerin" bir hacmi oluşmuştur. Siz ise bu hacmi hem arttırabilir hem de hacimdeki yerinizi genişletebilirsiniz. Oysa ki hiç yapılmamış veya uygulanmamış, kısaca rakiplerinizin olmadığı bir alanda gitmek ise yepyeni bir "değer" yaratma mücadelesidir. Bu çok daha zorlu olacaktır. Unutmayın ki iPhone'lardan önce de akıllı telefonlar vardı ve bir kullanıcı alışkanlığı oluşturmuştu. Ancak Apple bu "değere" çok daha büyük bir "değer" kattı ve günümüz akıllı telefon kullanımı ve büyüklüğü oluştu. 

Bununla birlikte rakipleriniz olması onların eksiklerini görmenizi ve doldurmanızı daha kolaylaştırır. Hiç yapılmamış bir fikrin ilk "değeri" oluştuktan sonra pek çok boşluğu veya hatası olacaktır. Ancak hali hazırda olan bir "değerin" boşluklarını bulmak ve doldurmak görece daha kolaydır.

Girişimci Gazetesi
Yönetici / 246 Yazı / 3,5K Okunma

Girişimci Gazetesi Editör Ekibi


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST