Loading

Girişimci Kişilik Özelliği Genetik midir?

Bu makalemizde girişimcilik bir kişisel bir özellik mi yoksa içinde bulunulan sosyo-ekonomik şartların bir sonucumu olduğunu araştıracağız.

pembe panter

Geçmişten günümüze kadar insanoğlunun gelişimini çok yönlü değişim dalgaları etkilemiştir. Bunların içerisinde önemli olan ekonomik kalkınma ve gelişmenin insan odaklı olmasıdır. Hal böyle olunca insana özgü bir kabiliyet olan ve makineleşemeyen bir yetenek olan ‘’ Girişimcilik’’ ön plana çıkmıştır ve çağımızın yükselen bir değeri haline gelmiştir.

Konuyla ilgili yerli ve yabancı araştırmalara göre kabul edilmektedir ki toplumların para, servet çalışma ve meslekler hakkında ki kültür kodları, kişilik özelliklerine göre bireylerin girişimde bulunma kabiliyetini olumlu veya olumsuz etkilemektedir.

Girişimciliği bir kişilik özelliği olarak ele alacak olursak, girişimci bir ruha sahip kişilerde ortak belirgin özellik olarak başarma arzularının yüksek oluşudur diyebiliriz. Girişimci bireyler rutinden zevk almazlar. Yeni fikirler yaratmayı tercih ederler ve önemsiz durumlardan dahi önemli bir fırsat yaratabilirler. Girişimciler, her zaman bilinmeyenle ilgilenen, geleceği kurcalayan, olasılıklardan olanaklar yaratan, kaosları uyuma çeviren bireylerdir (Gerber,1997:24 ). Bu özellikler de bireyi girişimciliğe teşvik ederken diğer bireylerden ayırır. Buradan yola çıkarak aynı sosyo-kültürel ortamda yetişen kişiler arasında ki girişimcilik yeteneği yönünden farkları kişilik özellikleri ile açıklanmaya çalışılmıştır.

Ulusal kültürün bireylerin girişimcilik kararlarını ve ortamını etkileyen başlıklar aşağıda yer almaktadır.

Kültürel yapı

Girişimcilik ruhunun ortaya çıkmasında kültürel yapının çok önemli bir etkisi vardır. Birey içerisinde bulunduğu toplumun kültürel değerlerini taşır. Hofstede’ e göre örgütlerde eril değerler; başarı, hırs ve yarışma vb. yoğunlaşırken dişil değerler; yaşam kalitesi, yakın ve samimi ilişkiler olmaktadır. Dolayısıyla eril toplumlar ve kültürler dişil toplumlara göre daha fazla girişimci özelliklere sahip olmaktadırlar. Bu araştırmaya göre Türkiye dişil değerlerin egemen olduğu bir ülkedir.

Yine bu araştırmaya göre ekonomik gelişme ve refah düzeyinin girişimcilik düzeyi ile paralel ilişkide bulunduğu; belirsizlikten kaçınma özelliği bulunan toplumlarda insanlar bu belirsizlikten korkmakta, belirsizliğin düşük olduğu toplumlarda ise bireyler yenilik ve değişime açık, risk alabilen, özgür bireyler olmayı tercih etmektedirler

Aile yapısı

Toplumun temel birimlerinden biri olan aile girişimcilik kültürünün oluşmasında en önemli etkenlerden biridir. Çocuğun aile içerisinde almış olduğu görgü ve eğitim onu hayatı boyunca etkilemektedir. Aile çocuğunu erken yaşlarda deneyim kazanması için cesaretlendirmeli, eylemlerini desteklemelidir. Bu çocuğun girişimcilik duygusunu geliştirir. Tersi şekilde bir davranış çocuğun bu yöndeki gelişimini olumsuz etkiler.

Çocuklar hem seçme işleminin hem seçilme davranışının temelini ailede öğrendiklerinden dolayı kendi işine sahip girişimci nitelikleri olan anne ve babanın bağımsız ve esnek davranışları çocukların girişimci davranış kalıplarının diğer ailelerin çocuklarına göre daha fazla gelişmesine neden olmaktadır.

Eğitim kurumları

Girişimcilik kültürünün oluşmasında ve gelişmesinde aileler kadar eğitim kurumlarının da etkisi büyüktür. Kurumlardaki eğitim süreçleri bireylerdeki yaratıcılık ve girişimcilik özelliklerinin gelişmesine veya körelmesine neden olabilir. Yapılan çalışmalar eğitim sürecinde, sürekli değişen ve geçerliliğini kısa sürede yitiren bilgiler yerine bilinmeyenlerin keşfine yönelik, sorgulayıcı sistem izleyen kurumlarda yetişen çocuklar girişimcilik ve yaratıcılık özellikleri yönünden daha ön plana çıkmaktadır.

Girişim kültürünün oluşumunda toplumdaki fertlerden her birinin yaşam içerisinde doğrudan kendine güvenen ve başarısını kendi girişimciliğinde arayan bireyler yetiştirecek bir eğitim sistemine ihtiyaç vardır.

Din

Din toplumun en önemli kültürel unsurlarından birisidir. Dinin toplumdaki iktisadi hayatı üzerindeki etkisi hep tartışma konusu olmuştur. Ülgener’ e göre gündelik hayatta mevcut olan dini telkinler insanın hayata bakışını ve davranış biçimini etkilemektedir.

İslamiyet açısından baktığımızda yapılan çalışmalar İslamiyet’in servete ve kazanca karşı tutumlarının olumlu olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla Müslümanların iktisadi hayata girmemelerini veya sokulmamış olmalarını yalnızca İslam dinine bağlamak doğru olmayacaktır.

Dolasıyla Türk girişimci sınıfının ortaya çıkamamasında, Osmanlı İmparatorluğunun dini ya da ahlaki yapısından çok siyasi ve hukuki yapısının etkili olduğunu söylemek yapılan araştırmaların sonucunda mümkündür (Buğra 1997). İslami düşünce teorik olarak girişimciliği engellememekle birlikte, Osmanlı döneminden başlayan uygulamaların kültürel özelliklerle birleşip girişimci ruhunu engellediğini düşünmek mümkündür.

Tüm bunların sonucu olarak bireysel ve toplumsal hayatın karşılıklı etkileşimi sonucu ortaya çıkan değerler ile öğrenilen ve sosyal olarak aktarılanların toplamı olarak varsayılacak girişimcilik kültürü toplumsal kültürden ve onun unsurlarından etkilenmektedir.

Girişimcilerin ekonomik gelişmenin asıl motoru olarak görülmeye başlamasıyla birlikte ülkemizde de girişimcilik ruhunun geliştirilmesi ve girişimci sayısının artırılmasına yönelik çabalarda artmış durumdadır. Aynı şekilde toplumdaki sosyo-kültürel ortamında girişimcileri dünya ile rekabetlerinde destekleyecek ve cesaretlendirecek nitelikte ilerlemesi gerekir.

Dilek Seferoğlu
Yönetici / 67 Yazı / 17,4K Okunma


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST