Loading

Statükoya Başkaldırı Olarak Bakıldığında Gerçek Girişimci Kimdir? Girişimci Olunur mu, Girişimci Doğulur mu?

Girişimciliğe tarihsel açısından bakarken, gerçek girişimcinin kim olduğu sorusu daha da anlamlı hale gelmektedir.

Girişimcilik

Statükoya Başkaldırı Olarak Bakıldığında Gerçek Girişimci Kimdir? Girişimci Olunur mu, Girişimci Doğulur mu?

Birçok konuda olduğu gibi girişimcilikte de kadim tartışmaların başında girişimciliğin kaynağı konusu gelmektedir. İnsanların doğuştan sahip olduğu yeteneklerinin varlığını hepimiz kabul ederiz. Bunun yanında çevresel faktörlerle, sonradan öğrendiğimiz birçok özelliğimizin olduğunu söylememize gerek bile yok.

Asıl önemli olan ise girişimcilerin tarihten bu yana hep kurulu düzene muhalif ve yeninin yanında saf tuttukları gerçeğidir. Girişimciler çağlarının öncüleri, ilericileri, yenilikçileri ve devrimcileridir. Statüko yani mevcut düzen her zaman mevcudiyetinin devamını sağlamaya çalışır. Yeniye mesafeli, yeniliği kendi varlığı için tehdit olarak görür ve girişimciliği engellemeye çalışır. Çok az dönem ve düzende bunun tersi olmuştur.

Galileo’nun girişimcilik öyküsü kendi imkanlarıyla tasarladığı teleskopla uzayı ve yıldızları keşfetmesiyle başlamıştır. Dünya’nın yuvarlak olduğu, kendi çevresi ve güneşin etrafında döndüğü gibi yenilikçi fikirleri Galileo’nun Papa’nın hışmını üzerine çekmesine sebep olmuştur. Statüko yani Hristiyanlık ve Papalık makamı Roma’da kurduğu mahkemede Galileo’yu yargılamıştır. Fikirlerinden cayması karşılığında hayatının sonuna kadar ev hapsinde kalma cezasıyla cezalandırılmıştır.

Prometheus’un ateşi tanrılardan çalıp insanlara götürmesi tarihin bilinen en trajik girişimcilik hikayelerindendir. Kendi gözyaşı ve balçıktan ilk insanı yaratan Prometheus, onun acizliğine acıyarak, Hephaistos’dan gizlice çaldığı ateş kıvılcımını insanlara sunarak aslında bilgiyi ve girişimciliği de insanlığa armağan ediyordu. Prometheus’un insanlığa taşıdığı ateş, Zeus’a yani statükoya bir başkaldırıydı.

İnsanlık tarihi kadar eski olan girişimcilik kavramı toplumların gelişmesinde rol almış önemli bir olgudur. İnsanların ilk çağlardan bu yana yaşamak ve gereksinimlerin karşılanması amacıyla yaptıkları avcılık, çiftçilik, hayvancılık, ticaret vb. gibi her türlü faaliyetler, tarihin ilk dönemlerinden beri girişimci olduğunu ortaya koymaktadır. Girişimciliğe ilişkin gelişmeler modern üretim ve yönetim tekniklerine ulaşılıncaya kadar çeşitli evrelerden geçmiştir.

(http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423881627.pdf)

Günümüzde ise bilgi toplumu olarak adlandırılan çağda girişimcilik kavramında da yenilikler yaşanmaktadır. Geçmişten gelen kavramlar, yerini bilgiye dayalı düşünen ve yenilikçi bir anlayışa sahip girişimcilere bırakmıştır.

Bu çağda bilgi, girişimcilerin ve işletmelerin stratejik kaynağı haline gelmiştir. Girişimciler için bilgiye dayalı teknolojiler ve bilgi transferi önem kazanmıştır. Bilgi çağında girişimci, bilişimcidir. Bu da yetenek, motivasyon ve bilişimi başka bir ifade ile de eğitim, deneyim ve bilgi işlem kavramlarını öne çıkarmaktadır. Bu çağda, teknolojideki hıza uyabilen, bilgi akışını hızlandıran işletmeler başarılı olabilmektedir. Bilgi çağı olarak adlandırdığımız bu süreçte artık yaratıcılık, yenilik ve teknoloji ön plandadır.

(https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/134125/mod_resource/content/1/TSU258 GİRİŞİMCİLİK-sayfalar-122-134.pdf)

O zaman kimdir aslında girişimci; girişimci doğulur diyenler mi haklı yoksa olunur diyenler mi? Gelin hep birlikte bu sorunun cevabını bulmaya çalışalım.

Girişimci doğulur diyenlerin yaklaşımı girişimcilerin özel, seçilmiş insanlar oldukları fikrinden beslenmektedir. Çocukluğundan beri meraklı, yeniye ilgi duyan, geleneksele başkaldıran ve araştırmacı kişilerin girişimciliğe daha yatkın olduğunu biliyoruz. Genetik taşınmayla kazandığımız kişilik ve karakter özelliklerimiz girişimciliğin gerekliliklerini karşılıyor demek de girişimciliğin doğuştan geldiği düşüncesine bizi yakınlaştırır. Bilim adamları sadece girişimcilerde bulunan bir girişimcilik geni bulamadığı sürece girişimciliğin doğuştan geldiğini ispatlamamız mümkün olmayacaktır.

Girişimci olunur diyenler ise doğuştan hiçbir özelliğin getirilemeyeceğini, girişimciliğinde sonradan öğrenilebilecek bir kavram olduğunu savunuyorlar. İnsanların belirli bir metodoloji ve sistem içinde eğitimini aldıkları her şeyi öğrendikleri gerçeğinden hareketle, doğuştan girişimci olmayanlarında sonradan bu yeteneğe sahip olabileceğine inanıyorlar.

 Girişimciliğin belirli gerekliliklerini yerine getirmenin, bu alanda eğitim almanın, çalışmanın ve öğrenmenin girişimci olmak için yeterli olduğunu, girişimciliğinde araba kullanmak gibi sonradan öğrenilebileceğine, iyileştirilebileceğine ve geliştirilebileceğine dikkat çekiyorlar.

Aslında her iki görüş aynı anda hem doğru hem de yanlış. Yani sadece doğuştan girişimci olunur diyerek bilmediğiniz, deneyiminiz olmayan, size yabancı bir alanda girişimciliğe başlarsanız başarısız olmanız kaçınılmazdır.

Girişimcilik bir öğrenme yolculuğudur. Hiç kimse bu yolculuğu tamamladığını veya doğuştan üstün yeteneklere sahip olduğunu iddia edemez ve öğreten, geliştiren bu girişimcilik yolculuğuna çıkmaya gerek olmadığını savunamaz. Bunun yanında girişimciliğin içini boşaltarak, pozitif enerjiyi, heyecanı, mücadele azmini, cesareti yok sayarak sadece formal bir takım bilgiler ve teorik kavramlara indirgeyerek girişimciliğin öğrenilebilir bir yetenek olduğunu savunmakta yetersiz kalmaktadır. Girişimcilik aslında bir yaşam tarzıdır, geleneksele başkaldırı ve yeniliğe uzanan yolculuktur.

Kısacası, doğuştan getirdiğiniz yeteneklerinizi iyileştirme çabası, fikirlerinizi geliştirmek ve onu doğru şekilde sunma isteği, girişimcilik yolculuğunun uzun ve meşakkatli oluşu; girişimcilik doğuştan gelir diyenleri de, sonradan girişimci olunur diyenleri de haklı çıkarmaktadır.

Asıl sorumuzun yanıtına gelecek olursak; gerçek girişimciler insanlığın yararına çalışan, riskleri ve tehditleri göze alan, cesur, korkusuz, yenilikçi ve idealist kimselerdir. Geçmişte olduğu gibi bugünde girişimcilik mevcut kurulu düzene bir başkaldırıdır. Daha iyiye ulaşma yolculuğu ve mücadelesidir. Bu mücadeleyi vermek insanoğlunun Prometheus ve Galileo gibi nice öncü ve cesur girişimciye ödemesi gereken bir borçtur.

 Sinan Canpolat                                                                                                                                                                                                 Şişli MYO / Okutman

 

 

KAYNAKLAR

  1. (http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423881627.pdf
  2. https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/134125/mod_resource/content/1/TSU258 GİRİŞİMCİLİK-sayfalar-122-134.pdf)

Etiketler:
Sinan Canpolat
Standart Üye / 1 Yazı / 2,1K Okunma

Yaklaşık 15 Yıldır Kurumsal Çalışma Hayatı İçerisinde, Satış ve Pazarlama Ekiplerinde Görev Yapıyorum. Şu Anda Çok Uluslu Bir İlaç Şirketinde Marka Lideri Olarak Çalışıyorum. Ayrıca Edindiğim Tecrübeleri ve Bilgi Birikimimi Özel Bir Vakıf Üniversitesinde Ders Vererek Genç Arkadaşlarımla Paylaşıyorum. Aynı Zamanda Profesyonel Koç Olarak Startup Koçluğu ve Girişim Mentörlüğü Yapıyorum. Girişimciyim, Online Veteriner Hekim Danışmanlığı Hizmeti Verecek Vetnorm’un Kurucusuyum.


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST