Loading

Nereye Gidiyorsunuz?

kedi

Alice Harikalar Diyarında isimli masalı çoğunuz okumuşsunuzdur. Ben her okuduğumda ve şu bölüme geldiğimde ‘Ya evet ne büyük bir bilgelik’ derim kendi kendime. O bölümde Alice koca kulaklı tavşanı görerek peşine takılır. Tavşan bir deliğe girerek ortadan kaybolur. Alice’de merakla tavşanın peşinden deliğe girer. Bir süre sonra yolunu kaybeden Alice’ in başından birtakım olaylar geçer ve karşısına Cheshire Kedisi çıkar.

Alice, karşısına çıkan Cheshire Kedisi’ne sorar:

 - Hangi yöne gitmem gerekiyor?

- Nereye gitmek istediğine göre değişir.

- Nereye gittiğim çok da umurumda değil. Bir yere varayım yeter ki.

- O zaman ne yöne gittiğin fark etmez. Yeteri kadar yürürsen emin ol bir yere varırsın.

Peki, siz nereye gidiyorsunuz? Nereye gittiğinizi biliyor musunuz? Yoksa siz de herhangi bir yöne yeterince gittiğinizde mi nereye gittiğinizi anlayacaksınız? Peki, yeterince ne demek, nasıl anlayacaksınız yeterince de olduğunuzu? Sorular sizi yormuş olabilir ama ister kurumsal, ister kişisel olsun gideceğimiz bir yönümüz ya da varacağımız bir yeri belirlemeden yola çıktığımızda, varacağımız yerin istediğimiz yer olup olmadığını nasıl anlayacağız? Bu ne kadar mantıklı olur?

Kurumsal ya da kişisel olarak istediğimiz yer, durum, değişim, gelişim her ne dersek diyelim olmak istediğimiz şeyi doğru bir şekilde tanımlayıp ortaya koymadığımızda, Alice gibi yolda kaybolabiliriz. Belki Alice orada kaybolmak istedi, gerçeklikten uzak bir çocuk merakıyla, oyun zekasıyla orayı yaşamak istedi. Bu tartışılabilir. Ama gerçek dünyada, hele ki günümüzün hızla değişen dünyasında, değişimi anlamadığımızda, onu yönetemediğimiz de, gideceğimiz yeri (akıntıda ne zaman, nerede, nasıl davranacağımızı) netleştiremediğimiz de; bir anda oyunun ya da yaşamın dışında kalmamız, seyirci olmamız kaçınılmaz olacaktır.

Her hangi bir işte çok başarılı olmuş insanlarla konuştuğunuzda bu başarının tesadüf olmadığını hemen anlarsınız. Bu kişiler yola çıkmadan önce hedeflerini, nereye gittiklerini, nasıl gideceklerini, ne tür durumlarda nasıl davranacaklarını ve sonuçta varacakları yerde neyle karşılaşacaklarını olabildiğince canlı, detaylı bir şekilde resmetmişlerdir. Tüm duyu organlarıyla yaşayacağı son durumu adeta önceden yaşamış (simülasyon) olduklarını gözlemlersiniz. Yine başka bir şeyi daha gözlemlersiniz bu başarı çok büyük çaba, adanmışlık ve emek gerektirmiştir. Bu süreci anlatırken kişi yaptıklarını gururla anlatırken, yapmadıkları yapamadıkları için duygusal bir geçiş yaşar.

Başarılı olmayı, hayallerimizin gerçekleşmesini, istediğimiz şeyin olmasını hepimiz isteriz. Ancak istediğimiz şeylerin çoğu gerçekleşmemekte gerçekleşenler de istediğimiz nitelikte olmamaktadır. Ne oluyor da istediğimiz şey olmuyor? İstemesini mi bilmiyoruz? Bir şeyin gerçekleşmesinde onu nasıl tanımladığımız ne kadar önemli olabilir? Bir isteğin hedef olabilmesi için belirli kriterler var mıdır? İstediğimiz şeyin hayal mi yoksa hedef mi olduğunu nasıl anlarız?

Evet, bir isteğin gerçekten bir hedef olması için belirli kriterler gerekmektedir. Beyin temelli çalışmalar sonunda elde edilen verilere göre hedeflerin uygun bir şekilde belirlenmesinin gerçekleşme olasılığını artırdığı ifade edilmektedir. Yani hedefler doğrultusunda herhangi bir şeyi yapabilme yeteneği sinir sisteminin doğru yönlendirilmesine bağlıdır. Tanımlanan hedeflerin; arzu edilen sonuçlara ulaşmayı sağlayacak davranışların üretilmesi için sinir sistemini uyarır bir niteliği vardır. Uygun tanımlanmamış bir hedef daha yolun başında hatalı bir girdiyle yola çıkmak anlamına geldiği için verim kaybı veya farklı bir ürünün çıkmasına neden olur. Bu riski azaltmak için bir şeyin hedef olması şu kriterlere uyması, etkinliğini de artıracaktır.

Hedefinizi olumlu bir şekilde tanımlayın

Yapmak istediğiniz, başarmak istediğiniz şeyi kısa, öz, olumlu bir şekilde tanımlayınız. Bunu yaparken istemedikleriniz değil istediklerinize odaklanın. Örneğin, başarılı olmak istiyorum, İletişim becerilerimi geliştirmek istiyorum, sınavları geçmek istiyorum, sağlıklı olmak istiyorum vb.

Hedefiniz sizin denetiminiz ya da kontrolünüz altında mı?

İstediğiniz şeyin ne kadarı sizin kontrolünüzde. Kontrol edemediğiniz, yönetemediğiniz şeylere odaklandığınızda enerjinizi, zamanınızı boşa harcamış olursunuz. Bu nedenle yapabileceklerinize odaklanın. Başkalarının, dış dünyanın değişimini istemek hayal kırıklığıyla sonuçlanacaktır. Onları değiştiremeyiz ancak etkileyebiliriz.

Hedefinizi olabildiğince somutlaştırın, başarılmış hali nasıl olacak?

İstediğiniz şeyin sonuçlanmış halini olabildiğince net bir hale getirin. Tamamlandığında nasıl bir şeye benzeyecek, neleri yapıyor olacaksınız, neleri görecek, işitecek, hissedeceksiniz? Yanınızda kimler olacak? Neredesiniz? Neler yapıyorsunuz? Nasıl bir enerjiniz var? Hedefinizin ölçülebilir mi? Bu hedef için neredesiniz, ulaştığınızı nasıl anlarsınız, hedef için geçilmesi gereken evreler, varılması gereken ara basamaklar nelerdir? Oraya ulaşırken neleri geçmeniz gerekiyor? Her aşamada yapılması gereken farklı şeyleri tanımlayacak olsanız bunlar neler olurdu?

Hedefinizin uygun büyüklükte olmasına dikkat ediniz

Hedefiniz elde edilebilecek bir şey mi? Başarılamayacak şekilde olan şeyler bir süre sonra yılgınlığa yol açacaktır.

Hedefiniz ekolojinize uygun mu?

Yapmak istediğiniz şey, değerlerinizle, yeteneklerinizle, ilgileriniz ile ne kadar ilintili? Bunu yaptığınızda kimler nasıl etkilenecek? Bunların etkisi yolunuza nasıl yansıyacak?

Bu kriterlere uygun olarak belirlenen hedefler kişinin inancını, motivasyonu artırıp, potansiyelinin tamamını kullanarak yüksek performans göstermesine sebep olur. Kişi kendine daha fazla güvenir ve bu eyleme geçmesine yol açar. Aksiyon almış eyleme geçmiş bir birey otomatik olarak bir momentum kazanacaktır. Bu da kişiyi arzuladığı sonuca ulaştıracaktır. Sonuç tam istediği gibi olmasa da bu yolda harcanan alın teri, emek kişiyi yolda tutacak, doyum sağlayacaktır. Sağlanan doyum aynı zamanda bir geri bildirim niteliği taşımakta ve bireyin yeni hedefler belirlemesi sonucunu doğurmaktadır.

Görüldüğü gibi nereye gitmek istediğinizi net bir şekilde tanımlamazsanız akıntının götürdüğü yere, ama istediğinizi sistematik halde netleştirebilirseniz en kötü ihtimalle yolda olacaksınız.

Peki siz nereye gidiyorsunuz?

Mehmet İŞGÜZAR PCC Koç

Psikolojik Danışman- NLP Master

MEHMET İŞGÜZAR
Yazar / 4 Yazı / 2,6K Okunma

1991 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Bölümünden mezun olmuştur. 1998 yılında Yüksek Lisans Eğitimini Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde tamamlamış ve Bilim Uzmanı unvanı almıştır. 2011 yılından sonra Koçluk üzerine çalışmalara başlamış bu konuda ilk olarak 2012- 2015 yılları arası NLPAT Ankara’dan Practitioner ve Master Practitioner eğitimlerini tamamlamıştır. 2015-2017 yılları arası İCF( Uluslar arası Koçluk Federasyonu) onaylı ACTP eğitimlerini tamamlamıştır.  Mart 2017’de ICF’e üye olmuş ve 12/06/2017 İCF ACC – 23/07/ 2019 itibariyle PCC   sertifikalı Koç olma unvanını almıştır.  Mehmet halen Yaşam Koçluğu- İlişki Koçluğu- Öğrenci Koçluğu- Yönetici Koçluğu ve Takım Koçluğu alanlarında bireysel ve kurumsal çalışmalar yapmakta ve farklı programlarla eğitimler düzenlemektedir.


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST