Loading

Yanlışlarını Sev!

Her ne yaptıysan, her ne yapmadıysan karar o an da senin tarafından verildi. Sen istedin dolaylı ya da doğrudan. Dolayısı ile doğruların kadar yanlışlarını da sev. Yanlışlarını sevmezsen yerini korku alır çünkü...

Yanlışlarınız size yol ayrımı sunar. Bu ayrımda karar sizin. Daha önce gidilmemiş olduğu müddetçe yanlışlar, incisini gizleyen istiridye gibidir.

Yanlış... Hatalar toplamından oluşan ya da neticesi hata olan bir kavram. Ama aslında yardım eden, ilerleten, dönüştüren ve değiştiren bir durum. Tabii ki onu nasıl karşılayacağınız ile alakalı.

Yanlışlar büyük, küçük hatta felaket boyutunda olabilir. Ama dönülmesi imkansız değildir. Aslında yanlıştan dönmeye gerek yoktur. Yanlış size bir yol ayrımı sunar. Karar sizindir, seçiminiz yanlış ya da doğru olarak adlandırılamaz. Çünkü henüz gitmediğiniz ya da seçmediğiniz bir şeyi adlandıramazsınız. Yaşayarak öğrenir ve deneyimlersiniz. Yanlış size seçenek sunar, düşünme fırsatı verir. Yani yapıcı bir durumdur. Fakat ondan korkar, onun üstünde takılı kalır, sürekli ve sürekli ona yoğunlaşarak hareket ederseniz, o zaman durursunuz. Geriler, dibe iner, kendinize çok büyük bir haksızlık etmiş olursunuz. Size bu haksızlığı emin olun başka kimse yapamaz. Bu sebeple 'Yanlış öğretir, doğruyu gösterir' diye bir söz var. Yanlış; doğrunun haritasıdır. Hatta ondan başka doğruyu net bir şekilde gösteren işaret ya da harita bulamazsınız, emin olun.

İşte bu sebeple bu yazımın başlığını pozitif bir yönden seçtim. Bardağın dolu tarafını konuşmak istedim. Bardağın boş tarafını herkes görebiliyor sonuçta, ilk odak her zaman o. Yanlış, sizin için bir hazine. Sizi başarıya taşımaya yaklaştıracak olan bir anahtar. Her zaman beklediğiniz bir ışık ya da ampul yanması. Yanlışlarınızı sevin. Sarmalayan onları. Konuşun onlarla. Sıralayın, detaylarını açmasına, size kendini tamamen göstermesine izin verin. Sonra yüzleşin; kızmadan, kırmadan, korkmadan ve sorumluluğunu alarak. Yanlışlarınıza farklı anlamlar yüklemeyin sakın. Onlar ne ise, nasıl yapıldılar ise o. O kadar netler. Tabii ki görmek isteyene.

Eskiler ne güzel demiş; ' Bir musibet bin nasihatten iyidir.' Bu sebeple yanlışlarınıza pozitif bir bakış ile bakın. Onlara teşekkür edin. Fakat onları tekrar etmeyin, onları hayatınıza bir kez almış olmakla sınırlı kalın. Çünkü fazlası bardağın dolu tarafını da boşaltır. Birçok insan yanlışları yüzünden dibe inmiş, kaybetmiş, pes etmiş yani vazgeçmiş olabilir. Bu kolay olan, beklenen bir durum. Ama yanlışları yüzünden ilerleyen, değişen, dönüşen, yenilenen, güçlenen ve aydınlanarak başarıya ulaşan insanlar da var, sayıları da az değil üstelik.

Doğrularınıza sahip çıktığınız kadar yanlışlarınıza da sahip çıkın. Size göstermek istediği fırsatı görmeye çalışın, geniş fikirli ve rahat bir tavırla, sakin akıl gücü ile karşılayın. Yanlışlarınız size suçluluk ve panik duygusunu verir ilk başta. Ama bu bir kamuflaj. Yanlışlarınızın, gizli hazinesini saklamak için kullandığı bir yöntem. Bu hazineyi çıkarmak sizin elinizde. Dolayısı ile klişe ama gerçeklik payı olan 'yanlışlardan ders alma' kısmına geliyoruz bu noktada. Siz, ders almayın. Yanlışlarınız size bir öğretmen değil de, rehber olsun. Böylece panik ve kızgın hale bürünmeyebilirsiniz. Klişeler ve öğretiler hep iter insanı. Kendinize yüklenmemeniz için yanlışlarınıza rahber gözü ile bakın. Doğrularınıza baktığınız gibi bakın onlara da.

Doğru ve yanlış. Birbirini tamamlayan ve birbirini var eden iki kavram. Neden ikisine de farklı yaklaşıyorsunuz ki? İkisine de aynı şekilde bakın. O zaman durum farklı görünecektir size. Bir çeşit aydınlanma ve farkındalık yaşarsınız. Ödül gibi karşılayın ikisini de. İkisi de size ait olduktan sonra gerçek bir ödül ve kazanç olacaktır bu ikili. Yanlış ile başlamak her zaman kötü olmayabilir. Demek istediğim, en başta belirttiğim nereden baktığınıza bağlı bir durum olması. Karar size ait. Yanlışı ne şekilde karşılayacağınızın kararı size ait. Onu bir felakete dönüştürmek ya da kazanca çevirmek sizin elinizde.

Sevin yanlışlarınızı. Kucak açın, okuyun ve anlayın onları. Doğrularınızı parlatan sahne ışıkları onlar. O ışıkları fark edin. Olumsuz olan onlar değil, sizin yaklaşımınız. Bu tutumu değiştirin. Sizi var eden bir parçanız onlar. Yanlışlarınızı severken büyütmeyin ama. Yani sevginiz büyümesin. Aşırıya ve merkeze kaçmasın. Yanlışlarınızın anlamı ne ise ona odaklanın. Fazlasını vermeyin ve eklemeyin. Yanlışın içindeki doğruyu görmeye çalışın.

Yanlışlarınızı kabul edin; ama başkalarına kabul ettirmeyin. Yani yanlışlarınıza arka çıkarken sizi desteklemesin insanlar. O zaman işin boyutu değişir. Yanlışlar asıl anlamını yitirir ve sizin için kısır bir döngü, çözülemez bir düğüm halini alır. Mevzuyu yanlışlarınızla aranızda halledin.

İşin özü yanlışlarınızı sevin ama bu sevgiyi paylaşmayın, aranızda kalsın...

Çimen AKGÜN
Standart Üye / 54 Yazı / 71,3K Okunma

25 Aralık 1985 İzmir iline bağlı Ödemiş ilçesi doğumluyum. Haliç Üniversitesi Tiyatro Bölümü yüksek lisans mezunuyum. Lisansım Uludağ Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi olup, ilk yüksek lisansım ise Adlı Tıp alanıdır. Hukuk dalları üzerine KPSS, SMMM ve Açık öğretim kurslarında 8 sene öğretmenlik yaptım, Adlı Tıp alanında da hukuk üzerine çalışmalar yaptım. Lise hayatımdan beri uğraştığım tiyatro alanında akademik olarak yer almak için 2012 yılında konservatuar sınavlarına girerek bu alanda tezli yüksek lisansımı tamamladım. Kedi sahne sanatları tiyatrosunda oyuncu olarak yer almaktayım. Oyunculuk mesleğim içersinde bir çok tiyatro ve dizi içinde yer aldım. Aynı zamanda da profesyonel dans eğitmeniyim. Yazmayı çok seviyorum. Şiir yazan, şarkı sözü yazan, okuyan, araştırmacı bir kişiyim.


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST