Loading

Eleştiri Senfonisi

Eleştiriye açık olmak gerek evet; ancak hangisine? Eleştiren çok, eleştiri çok ve hep olacak. Bir senfoni orkestrası gibi çok sesli olan eleştiriler, hayatınızın neresinde? Seçici olmakta fayda var.

Öz eleştiri yapmak koruyucu bir zırh olabilir ve sizi hazır tutabilir dışarıdan gelecek olan eleştiri senfonisinin sevmediğiniz seslerine karşı. Ancak başka yollarda var, seçici olmak...

Günümüzde hangi konu hakkında olursa olsun, fikrinizi söylediğiniz an eleştiriler başlar. Olumlu, olumsuz, yapıcı, yıkıcı vb. türüne göre bu eleştirilere ve etkilerine maruz kalırsınız. Ancak bir gerçek var ki eleştiriye açık olmak demek; 'eleştiriyi dikkate al' demek değil. Yani her eleştiriyi baş tacı etmeye gerek yok.

Şöyle düşünün; eleştirileri dinleyin, sonuna kadar ve sukunet içinde. Yine aynı sakinlikle cevap verin ya da sessiz kalın. Unutmayın sessiz kalmak da bir cevaptır. Eleştirenler hiçbir zaman tükenmeyecek, hayatınızda hep olacaklar. Dolayısı ile onlarla bir rutini oturtmanız, onların hayatınız üstündeki etkisine sizin karar vermeniz gerekir. Özellikle olumsuz olanları iyice bir süzgeçten geçirmek gerek. Onlar bilinçaltımıza en fazla etki edenler çünkü...

Yapılan bir araştırmaya göre insan daha fazla negatif alana çekiliyor. Yani negatife bilinçaltımızın bir yönelimi var. O yüzden de her şeyin en kötüsünü düşünme ve en kötüsüne hazırlanma durumu söz konusu birçoğumuzda. Bu noktadan hareketle; size yapılan olumlu veya yapıcı olan eleştiriler anlık bir tesire sahip olurken, olumsuz ya da yıkıcı olan eleştiriler daha kalıcı, üstüne uzun uzun düşündüğünüz ve sizin de neredeyse hak vermeye başlar hale geldiğiniz bir durum karşınıza çıkar. Halbuki bu eleştiri kadar onu yapan kişi ya da kişiler de önemli bir faktör olmalı sizin için. Dolayısı ile eleştiriye açık olmak evet; ancak eleştiriye kendinizi koşulsuzca açmak, hayır!...

Eleştirenleri ve eleştirileri bir senfoni orkestrasına benzetebilirsiniz. Çeşitli enstrüman ve seslerden oluşan bir orkestra. Bu öyle bir çeşitlilik ki, dinlerken size bir soru yöneltilse 'hangi enstrüman sesini beğendiniz?' şeklinde, cevabınızda seçici olursunuz hiç şüphesiz. Peki eleştirilerde bu orkestra gibi çok sesli ise, burada neden seçici olamıyorsunuz ve hemen kötüye odaklanıyorsunuz? Bilinçaltınızı tanımak, onun davranışlarını çözmek burada elzem oluyor.

Bilinçaltınızla tanışın. Onun rutinlerini öğrenin. Onu şaşırtın. Bunun için planlı hareket etmelisiniz. Çünkü bilinçaltınız bir tür kara delik gibidir. Sizden, size fark ettirmeden birçok şeyi yutmuş olabilir içine. İçinden neler çıkacağını bilemezsiniz. Ancak bilim insanlarının kara delikleri ve onların hareketlerini yıllar boyunca izleyip bir tablo oluşturmaları gibi, siz de bilinçaltınızı gözlemleyip, onun belirli hareketlerini not edebilir ve bu hareketleri değiştirecek ya da şaşırtacak eylemlerde bulunabilirsiniz. İşte bu sizin kişisel devriminiz olur.

Orkestranız kalabalık. Bilinçaltınız negatife yani sizin beğenmediğiniz seslere odaklı. Senfoniyi bozan ama içinde yer alması gereken biraz çıkıntı seslere yöneliyor. Bu sesler çalınan beste için kasıtlı olarak konulmuş olabilir. Bu sizi ne kadar rahatsız ederse etsin, konseri sonuna kadar izlersiniz. Sırf saygınızdan, beğenmediğiniz halde sanat eserlerini dinler, izler ve sonuna kadar beklersiniz. Bu etik bir davranış şeklidir çünkü. İşte eleştirilere de bu şekilde yaklaşın. Sonuna kadar sizi rahatsız etsede dinleyin. Sonra düşüncelerinizi açıklayın ya da sessizce eleştiriyi karşılayıp hayatınıza devam edin. Konser sonrası devam ettiğiniz gibi...

Bilinçaltınız takılı kalmaya alışık bir tavır sergiler. Olumsuza, negatife takılı kalır. Siz bu konser mantığı ile yaklaşın. Bir daha o konsere gitmeyebilme seçeneğiniz gibi örneğin. Eleştiriyi de es geçin. Olabilir ama bana hitap etmiyor, diyin mesela kendinize. Olumlu olan, yapıcı olanlara yoğunlaşın. Onları not edin, zihin çekmecelerinize kaldırın. Zamanı geldiğinde o çekmeceler çok işinize yarayacak çünkü. Eskilerin çok sevdiğim bir lafı var; ' Eleştirmek için eleştirme, değiyorsa eleştir.' Gerek varsa eleştir diyorlar yani. Eleştirinin de yeri ve zamanı var çünkü. Bir şekli, uslubu var. Herkes eleştiri yapamaz, yapmamalıdır da. Bazen boş eleştiri dediğimiz durumun sahibi olabilirsiniz çünkü. Dolayısı ile eleştiri yapmak da bir disiplin istiyor. İşte bu sebeple eleştirilen tarafta iseniz, eleştirenler açıcısından seçici olmalısınız öncelikle. Kimdir bunlar? Ne üretmişler, ne yapmışlar, kendileri hangi noktada, varoluşları ve kendilerini ifade biçimleri nasıl, kendilerini gerçekleştirmişler mi, kendilerini ne kadar tanıyorlar? vb. sorular ile yaklaşmalısınız. Sonra eleştiriye odaklanıp üstüne düşünebilirsiniz. Kabul edip etmemek sizin kararınız olmalı hiç şüphesiz.

Bilinçaltı temizliği demek; bir çeşit bu olumsuz eleştirilerin biriktirdiği, kendine yer edindiği kara deliğin diğer tarafa çıkışına engel olan tıkanmayı açmak demektir. Bunun için en başta bu birikintiye engel olmanız, bilinçaltınızı şaşırtmanız gerekmektedir. Bu da senfoni orkestrasından beğendiğiniz parçaları daha çok dinlemenizle ve seçici olmanızla mümkün olur. Yapıcı eleştiriler odağınızda olursa ileriye atacağınız adımlar daha sağlam olacaktır.

Bir de bir pencere daha açalım birlikte. Bir yöntem daha var aslında; bilinçaltınızı şaşırtabileceğiniz, sizi bu eleştiri senfonisindeki çıkmazdan çıkaracak olan. O da yine eski bir öğretiden geliyor; ' Kendine acımasız ve olumsuz olan eleştirileri yine kendin yap, kendine gelebilecek olan tüm yıkıcı, sevmeyeceğin, seni rahatsız edecek olan eleştirileri önceden seslendir kendine ve hazırlıklı ol'. Bunu yapmak da ayrı bir ustalık gerektiriyor aslında. Çünkü kapılıp gidebilir, kara deliğe kendinizi kendiniz sürükleyebilirsiniz ya da kendiniz kaldırabilirsiniz, kendinize yaptığınız bu eleştirileri ama başkasının yapmasını kaldıramayabilirsiniz. Ben sadece burada bu pencereyi de açık bırakmak istedim. Net olan bir şey var o da; eleştirilerde seçici olmanız, onları akılcı bir süzgeçten geçirmeniz ve yapıcı olanları kendinize yoldaş edinmeniz gerektiği...

Eleştiri senfonisi hiç susmaz ama dinlemek ya da nasıl dinleyeceğiniz sizin tercihiniz olacak...

Çimen AKGÜN
Standart Üye / 65 Yazı / 87,1K Okunma

25 Aralık 1985 İzmir iline bağlı Ödemiş ilçesi doğumluyum. Haliç Üniversitesi Tiyatro Bölümü yüksek lisans mezunuyum. Lisansım Uludağ Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi olup, ilk yüksek lisansım ise Adlı Tıp alanıdır. Hukuk dalları üzerine KPSS, SMMM ve Açık öğretim kurslarında 8 sene öğretmenlik yaptım, Adlı Tıp alanında da hukuk üzerine çalışmalar yaptım. Lise hayatımdan beri uğraştığım tiyatro alanında akademik olarak yer almak için 2012 yılında konservatuar sınavlarına girerek bu alanda tezli yüksek lisansımı tamamladım. Kedi sahne sanatları tiyatrosunda oyuncu olarak yer almaktayım. Oyunculuk mesleğim içersinde bir çok tiyatro ve dizi içinde yer aldım. Aynı zamanda da profesyonel dans eğitmeniyim. Yazmayı çok seviyorum. Şiir yazan, şarkı sözü yazan, okuyan, araştırmacı bir kişiyim.


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST