Loading

Aydınlanma Duraksamaları

Gün içinde birçok şey olup bitiyor, hayatımızda ve çevremizde. Hatta dünya genelinde. Tanık olduklarımız ve yaşadıklarımız bazen yorucu olabiliyor. Peki önemli olan ne? Olaylar mı? Bizim olaylara nasıl baktığımız mı?

Beyninizde gerçekleşen her aydınlanma duraksamaları sizi, daha pozitif ve yapıcı hale getirir. Bu etrafınıza da yansıyacaktır hiç şüphesiz. Bir aydınlanma çağı başlatabilirsiniz aslında...

Kişisel gelişimin özünde 'kişi' yatar. Yani öznesi ve eylemi bizzat kişidir. Değişim, dönüşüm, hareket, istek, hayal etmek, yol almak, başlamak, bitirmek, durmak, fark etmek vs. tüm bu eylemlerin kaynağı kişi olduğu gibi vardığı nokta da aynı kişidir. Çünkü kaynaktan çıkar, kaynağa geri döner her şey. Doğanın dengesi ve kuralı bu. Daha ileriye taşırsak şayet, evrenin de dengesi ve kuralı bu. Öyle ise bu bilgi ile ne yapabilirsiniz? Çok şeyi, istediğiniz her şeyi desem, tepkiniz ne olurdu?

İnsan beyni akıl almaz bir çalışma sistemine sahip. Başaran da, başarısız olan da aynı beyin. Zayıflığı da, güçlülüğü de birlikte taşıyor. Hem hükmediyor hem de bağlı oluyor bedene. Katmanları var; bilinçaltı, bilinç üstü ve bilinç olarak. Hayatta birçok şeyi refleks olarak yapıyoruz. Nefes almak gibi örneğin. Birçok şeyi de refleks haline getiriyoruz; ilk sağ ayakla adım atmak gibi, öfkelenince yüzümüzde bazı mimikler belirmesi gibi. Sonuçta tüm bu refleksler aslında değişebilir, dönüşebilir ve genişletilebilir desem, ne düşünürdünüz?

Farkındalık bu noktada belirleyici olan. Fark ettiğiniz an her şey değişir. Önemli olan fark etmek, aymak yani. Nefes aldığınızı fark ettiğiniz an bu eylemi durdurursunuz. Birçoğunuz şu an bunu yaptı bile. Çünkü beyin, fark ettiği an bir aydınlanma duraksaması yaşar. Ben buna böyle diyorum en azından. Çok kısa bir andır bu. Ama kıymetlidir. Sağ elinizi kullanırken geçirdiğiniz bir sakatlık neticesinde, sol elinizi fark etmeniz de bundandır. Sol elinizi kullanmaya başlarsınız. Beyin sağ için yönelir. Ama sağ elin durumunu anladığı an bir duraksar ve sonra sol eli devreye sokar. O zamana kadar sol el işliyordur şüphesiz ama sağlak bir insan sol eli ile de ne kadar çok şey yapabildiğinin farkında değildir. O nedenle şartlara çabuk adepte olan varlıklarız, tasarımımız yani sistemimiz bu şekilde işliyor. Unutma mekanizması da bu sebepten ötürü var ve bizi diğer canlılardan ayıran bir özellik. 'İnsan zamanla alışır' sözünü bilirsiniz. Burada asıl kahraman zaman değildir, yani eylemi yapan 'insan' dır. Onda var olan adepte olma kodudur. 

Bunları sizlere aktarmamdaki asıl amaca gelecek olursak şöyle; önemli olan farkındalık, fark etme ise bunu hayatınızda kullanın. Örneğin; hayatınızda olup biten birçok olumsuz olayı düşünün. Olaylar mı olumsuz gerçekten yoksa sizin ona yüklediğiniz anlam mı? Şunu demek istiyorum; önemli olan olaylar değil, sizin olaylara bakış açınızdır. Siz nasıl algılıyorsanız, olaylar hayatınıza öyle yansır. İşte bakış açınızı fark ettiğiniz an, değişimi başlatabilirsiniz. Önemli olan bunu yapmak ve beyninize aydınlanma duraksamasını yaşatmak. Kaybettiğiniz ya da başarısız olduğunuz bir konu mu var, etkisi çok fazla olumsuz olarak mı yansıyacak hayatınıza? Hemen bakış açınızı fark edin. Her kaybın içinde bir kazanç vardır. Başarısızlık için de bu geçerli. Hatta tüm olumsuz durumlar içinde. Terslikler içinde doğruları barındırır. İşte burada bardağın dolu tarafına odaklanmanız gerek. Bu sayede hayatta her şeyi kendiniz için fırsata çevirebilirsiniz. Olumsuz olanı dışlamış ve hayatınıza yansımasına engel olmuş olursunuz.

Bu beyninize yaşattığınız bir ilizyon değil. Bu şekilde düşenen kişiler olabilir aranızda. Hemen bu düşüncenizi çürüteyim; siz olayın aslını inkar etmiyorsunuz, sadece olaya farklı bir açıdan bakıyor ve olayın etkilerinin niteliğini değiştiriyorsunuz. İlizyon bir kandırmaca, yanılgı. Burada yaptığınız şey bir kandırmaca değil. Tam tersi aydınlanma, fark etmedir. 

Bunu yapabildiğiniz sürece aydınlanma alanlarınız genişleyecek, ufkunuz açılacak ve hayata dair daha amaç sahibi olarak ilerleyeceksiniz. Amaçlarınız kişisel olmaktan çıkacak ve kelebek etkisi yaşatmaya başlayacaksınız emin olabilirsiniz. Odak noktanızın her zaman 'kendiniz' olduğunun da bir kanıtı bu. Ne yaşıyorsanız ya da yaşatıyorsanız kaynak sizsiniz. Sizden ileri geliyor. Bunu fark ettiğiniz an her şey değişmeye başlayacaktır.

Beyninizde yaşanacak olan bu aydınlanma duraksamaları arttıkça, bilinçaltınız da bundan nasibini alır. Çünkü bu durum orada ciddi bir temizliğe sebep olacak, değişmeyen ya da dönüşmeyen yargılarınız kalmayacaktır.

'İnsan isteyince her şeyi yapar', 'İnsanın kendine ettiğini bir başkası ona edemez', 'İnsan ne yaparsa kendine yapar' vb. geçmişten günümüze kadar gelen bu anonim sözler bahsettiğimiz aydınlanma duraksamalarının bir özeti, kanıtı. Burada bahsettiğimiz her şeyi destekler nitelikte. Keşfedilen bir şeyi yeniden keşfediyor gibiyiz aslında. Olsun yeniden, yeniden ve yeniden keşfedelim. Yeter ki anlayalım, fark edelim ve uygulayalım. Yatırımı kendi hayatımıza yapmış oluruz sonuçta.

Kaynak sensin. Eylemi yapan sensin. Sonuçlara katlanacak olan da sensin. O halde kontrol sende. Fark et, algılarını aç. Neye ne anlam yüklediğin, neyi nasıl tanımladığınla alakalı her şey. En güzel yanı da beyinin bu mekanizmaya sahip ve sana kolaylıklar sağlayacaktır bu konuda. Kayıp diye bir şey yok, başarısızlık diye bir şey yok. Onların varlığını ispatlayan sensin. O halde aksini ispatlamaya odaklan.

Şimdi, şu anda beynini hisset, fark et. Ona ulaş. Sen ona ne yüklersen onu alır. Ama sen yüklemeden onun kendiliğinden aldıkları asıl mesele olan. İşte onları fark et, aydınlanma duraksamalarını başlat.

Kısacası beyninizdeki tüm ışıkları yakmanızın zamanıdır şimdi... 

Çimen AKGÜN
Standart Üye / 65 Yazı / 87,7K Okunma

25 Aralık 1985 İzmir iline bağlı Ödemiş ilçesi doğumluyum. Haliç Üniversitesi Tiyatro Bölümü yüksek lisans mezunuyum. Lisansım Uludağ Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi olup, ilk yüksek lisansım ise Adlı Tıp alanıdır. Hukuk dalları üzerine KPSS, SMMM ve Açık öğretim kurslarında 8 sene öğretmenlik yaptım, Adlı Tıp alanında da hukuk üzerine çalışmalar yaptım. Lise hayatımdan beri uğraştığım tiyatro alanında akademik olarak yer almak için 2012 yılında konservatuar sınavlarına girerek bu alanda tezli yüksek lisansımı tamamladım. Kedi sahne sanatları tiyatrosunda oyuncu olarak yer almaktayım. Oyunculuk mesleğim içersinde bir çok tiyatro ve dizi içinde yer aldım. Aynı zamanda da profesyonel dans eğitmeniyim. Yazmayı çok seviyorum. Şiir yazan, şarkı sözü yazan, okuyan, araştırmacı bir kişiyim.


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST